Zonguldak'ın Kilimli ilçesinde yaşayan Aydemir Akbaş'ın 16 yıl boyunca yerin altında geçirdiği günlerin yerini artık ineklerin, keçilerin sesi aldı.

43 yaşındaki Akbaş, Türkiye Taşkömürü Kurumuna (TTK) bağlı ocakta 16 yıl çalıştıktan sonra geçen yıl emekli oldu. Tazminatının bir bölümüyle babasından kalan atıl araziye çiftlik kurdu. 2 büyükbaş ve 15 küçükbaş hayvanla yola çıktı. Çocukluğundan beri hayvancılığı hayal ediyordu ama ocaktaki yıllar buna zaman bırakmamıştı.

Karar tek başına onun olmadı. 37 yaşındaki eşi Yonca Akbaş da çalışmak istiyordu: "Ben de çalışarak eşime destek olmak istemiştim ama 'Eşim başka bir yerde çalışmaktansa kendi işimizi yapalım, kendi düzenimizi kuralım.' dedi. Ben de mantıklı olduğunu düşündüm."

Yonca Akbaş'ın daha önce hayvancılık tecrübesi yoktu. Başlangıçtaki çekingenliği zamanla yerini bir yakınlığa bıraktı.
'Benim hayvanım, korkacak bir şey yok.' dedim. Sonra onlarla sohbet ederek yakınlaşmaya başladım. Her şey zamanla daha iyi oldu.

Bugün çift, hayvanların sütünden peynir ve yoğurt üretip gelir elde ediyor. Yonca Akbaş için bu iş, iletişimin de kendisi: "Onlarla konuştuğum zaman bana tepki verdiklerini görüyorum. Seslendiğimde bakıp ses veriyorlar. Ben de onların dilinden anlıyorum. Acıktıklarını, altlarını temizlemem gerektiğini biliyorum."

Aydemir Akbaş için de hayvancılık, kazançtan önce bir sevgi işi.
Hayvanları sevmesi lazım, hayvanların dilinden anlaması lazım. Yoksa hayvancılığı kazanç kapısı olarak kimse yapamaz.

Üç çocuğu olan Akbaş, bu bağı şöyle anlatıyor: "3 çocuğum var, ineklerim ve keçilerimle bir dünya çocuğum oldu. Severken onları 'bebeklerim', 'sarı kızım', 'kara kızım' diye seviyorum."
Akbaş, kendi hikayesinden çıkan çağrıyı da saklamıyor. Emeklilerin, hatta gençlerin bu sektöre adım atması gerektiğini söylüyor.

