Elazığ’ın Değirmenönü köyünde yaşayan 41 yaşındaki Tarık Aksakal, çocukluğundan beri çobanlık yapıyor. Dağlarla ilişkisi bir spor olarak başlamadı. Onlar zaten gündelik hayatının parçasıydı.

Hayvanlarını otlatırken yaptığı uzun yürüyüşler zamanla başka bir meraka dönüştü. İzlediği dağcılık videoları ve bir arkadaşının yönlendirmesiyle, yıllardır üzerinde yürüdüğü dağlara bu kez zirveye ulaşmak için bakmaya başladı.

İlk olarak Mastar Dağı’na çıktı. Ardından Elazığ Gençlik ve Spor Kulübüne kaydoldu ve lisanslı dağcı oldu.
2024’te Aladağlar’a yaptığı tırmanış ise onun için bir dönüm noktasıydı. Yüksek irtifaya vücudunun beklediğinden daha kolay uyum sağladığını fark etti.

Bunda yıllardır yaptığı işin payı vardı.
Dağların yaz ve kış şartlarına alışığım. Bu beni bir adım öne çıkarıyor ve zirveye daha kolay ulaşmamı sağlıyor.
Sonrasında Erciyes’e 10 kez tırmandı. Uludağ, Berit, Cilo, Ağrı ve Buyer geldi. Son olarak Rusya’daki 5 bin 642 metrelik Elbruz’un zirvesine ulaştı.

Dağcılığın masraflarını ise yine dağlarda yaptığı iş karşılıyor.
Çobanlıktan kazandığımı dağcılığa harcıyorum.
Şimdi koyunlarını otlattığı Mastar Dağı, onun antrenman sahası. Özellikle kışın haftanın dört günü burada tırmanıyor. Yüksek irtifa, soğuk ve zorlu parkurlar, onu bir sonraki hedefi için hazırlıyor. O hedef Kırgızistan ve Tacikistan sınırındaki 7 bin 134 metrelik Lenin Dağı.
Aksakal, tırmanış öncesinde Ağrı ve Süphan dağlarında kış antrenmanları yapmayı planlıyor. Normalde yaklaşık 18 gün süren Lenin Dağı tırmanışını ise antrenmanlarını artırarak 12 günde tamamlamak istiyor.

Yıllar önce koyunlarının peşinden yürüdüğü dağlar bugün onu dünyanın en yüksek zirvelerinden birine hazırlıyor.

Ama Aksakal için dağ hala önce hayatın kendisi: “Mesleğim gereği dağlardayım. Dağlar bizim yaşam tarzımız.”
