Bazı güzellikler büyük yerlerde değil, şehrin gözden kaçan köşelerinde saklı. Bir saksı, biraz toprak ve bir çiçek…
İstanbul’da yaşayan 28 yaşındaki Ali Umut Usta, şehrin gözden kaçan köşelerinde küçük güzelliklerin peşine düşüyor.
Boş, bakımsız ve unutulmuş saksıları temizleyip yeniden toprakla ve bitkilerle buluşturuyor.

Onun için bu yalnızca çiçek dikmek değil, betonun arasında kaybolan yeşili yeniden görünür kılmak, şehrin unutulmuş köşelerine hayat katmak.
Diktiği bitkileri kimi zaman bir sanatçıya, kimi zaman bir semte ithaf eden Usta, bu kez diktiği bitkiyi Spot’a armağan etti.
Spot olarak Ali Umut Usta ile bir araya geldik ve Ümraniye sokaklarında birlikte bitkiler diktik.
Usta, bir yandan doğayı yeşillendirirken bir yandan da bu hikayenin nasıl başladığını anlattı.

Ali Umut Usta’nın doğayla kurduğu bağ, İstanbul sokaklarında bitki dikmeye başlamasından çok daha önceye uzanıyor.
2017’de üniversite eğitimi için memleketi Trabzon’dan İstanbul’a gelen Usta, Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olduktan sonra dünyayı keşfetmek için yola çıkıyor. Çin, Tayland ve Malezya’da seyahat içerikleri üretirken pandemi nedeniyle Türkiye’ye geri dönüyor.
Bu dönemde bisiklet turu, dağcılık, yelken, kano ve mağaracılık gibi farklı alanlarla ilgilenmeye başlayan Usta, bir gün takipçilerine “Ne yapayım?” diye soruyor. Gelen önerilerden biri, bugün yaptığı işin başlangıcı.
Bir takipçisinin verdiği devasa aloe verayı parçalara ayırdığında yaklaşık 40 yeni bitki elde ediyor.
Usta, bu bitkileri dikmeye ve videolarını sosyal medya hesabında paylaşmaya başlıyor. Videolar ilgi görünce takipçilerine “Bitki bağışlayabilirsiniz” çağrısı yapıyor.
Beklemediği kadar çok bitki geliyor. Kısa sürede evler bitkilerle doluyor ve küçük bir sosyal medya fikri, uzun soluklu bir projeye dönüşüyor.
Usta'nın sosyal medyada üretme isteği ise devam ediyor.
“Aslında hep doğayla ilgileniyordum ama video çekip paylaşma işine 9-10 ay önce başladım.” diyor.
Bugün Usta, İstanbul’un farklı sokaklarında boş ve bakımsız saksıları yeniden yeşillendiriyor. Ancak işe yalnızca bitki dikerek başlamıyor.
Önce saksıların içindeki çöpleri topluyor, toprağı temizliyor, ardından bitkileri toprakla buluşturuyor. Çünkü onun için sokaktaki çöpler bile şehrin ve insanların hayatına dair bir şey söylüyor.

“Çöpleri toplayarak insanların hayat tarzlarını anlayabilirsiniz”
Spot için dikeceğimiz Çin ardıcında da önce toprağa atılan çöpleri temizliyor, toprağı havalandırıyor. Ardından bitkiyi yerleştirip suluyor ve bitkiye öpücük kondurmayı da ihmal etmiyor.
Şehirde de diyoruz ki doğadan uzağız ama aslında biraz bakınca her yerde doğadan bir parça görebiliyoruz.
Usta, diktiği bitkilerin etrafına mevsimine göre çiçek tohumları da serpiyor. Onun için toprağa dokunmak yalnızca çevreyi güzelleştirmekten ibaret değil.
Toprakla uğraşmak o kadar kolay değil. Yani insan rahatlıyor. Nereden geldiğini hatırlıyor. Her gün böyle basıp geçtiğin şeyin aslında canlı bir şey olduğunu fark etmek, bir şeye hayat verebileceğini fark ettirmek de çok güzel. Video çekerek de bu farkındalığı insanlara aslında göstermeye çalışıyorum.
Aylar boyunca yaptığı çalışmalar da birbirinden farklı. Bir ay bitki dikiyor, başka bir ay çöp topluyor, çiçek tohumu serpiyor. Kimi zaman kitap bırakıyor, kimi zaman sokaklara seksek çiziyor. Bütün bunların ortak noktasını ise tek bir düşüncede buluşturuyor: “İnsanların çok da uzağa bakmalarına gerek yok. Belki de ayaklarının altındadır o şey.”
"Siz de kalkın ve bugün bir ağaç dikin"
Diktiği ağacın başında ise sözü bir Çin atasözüne getiriyor: “Ağaç dikmek için en iyi zaman 20 sene öncedir. Ağaç dikmek için en iyi ikinci zaman bugündür dostlar. Siz de kalkın ve bugün bir ağaç dikin.”
Ve nedenini kendi cümlesiyle tamamlıyor:
“Sonra torunlarınıza gösterirsiniz diye değil. Ölümden bu kadar korktuğunuz halde yaşama inandığınız için.”
