Bertuğ dünyaya geldiğinde saçları yoktu. Annesi Berru’nun da. Biri hayata yeni başlıyordu, diğeri ise kemoterapi görüyordu. Zonguldak’ın Karadeniz Ereğli ilçesinde yaşayan bilişim teknolojileri öğretmeni Berru Sağır, oğlunu kucağına almak için 9 yıl bekledi. Tüp bebek sürecinin ardından hamile kaldığında hayatının bambaşka bir döneminin başlayacağını düşünüyordu.

Gebeliğinin altıncı ayında meme kanseri teşhisi konuldu. O andan sonra Berru’nun zihninde kendi hastalığından çok, henüz dünyaya gelmemiş oğlunun yaşayıp yaşamayacağı vardı.

Tanı aldığımda tek korkum onu kaybetmekti.

Önündeki üç aya hem hamilelik hem ameliyat hem de kemoterapi sığdı. Berru’ya meme koruyucu cerrahi uygulandı. Kemoterapinin ilk dozlarından birini de henüz oğlu karnındayken aldı.

Ameliyattan çıktığında bile ilk düşündüğü yine bebeğiydi.

‘Oğlum yaşayacak mı?’ diye kendimden çok onu düşündüm. Güçlü olmam gerekiyordu çünkü onun bir yaşama değil, aynı zamanda bir anneye ihtiyacı vardı.

Dokuz ayın sonunda Bertuğ sağlıklı şekilde dünyaya geldi ama anne ile oğlunun hikayesinde küçük bir ortaklık daha vardı. Bertuğ, birçok bebek gibi saçsız doğmuştu. Berru ise kemoterapi nedeniyle saçlarını kaybetmişti.

Çocuğum doğduğunda saçsızdı, onu doğurduğumda ben de saçsızdım çünkü kemoterapi almıştım. Onunla büyüdük. Saçlarımız çıktı, gerçekten özel bir süreçti.

Berru, kemoterapinin ardından radyoterapi tedavisini de tamamladı. Bugün 40 yaşında ve onkolojik kontrollerine devam ediyor. Bertuğ ise 3,5 yaşında. Kendi hikayesinden yola çıkarak kadınlara meme muayenelerini ve doktor kontrollerini aksatmamalarını hatırlatıyor.

Çünkü onun için erken fark ettiği bir kitle, yalnızca kendi hayatının değil, yıllarca beklediği oğluyla kuracağı hayatın da seyrini değiştirdi.