Yapay zeka sistemlerine altyapı sağlayan veri merkezlerinin artan su ve enerji ihtiyacı, küresel ölçekte su kaynakları üzerindeki baskının derinleşebileceği tartışmalarını beraberinde getiriyor.

Özellikle büyük dil modellerinin (LLM) eğitimi ve çalıştırılmasında kullanılan yüksek performanslı işlemcilerin ürettiği ısının kontrol altına alınması için gelişmiş soğutma sistemlerinden faydalanılıyor.

Soğutma sistemlerinde kullanılan milyarlarca litre tatlı su, ekipmanların aşırı ısınmasını önlerken veri merkezlerinin kesintisiz şekilde faaliyet göstermesini sağlıyor.

Bu durumun risklerine dikkati çeken uzmanlar, özellikle kuraklık riski taşıyan bölgelerde kurulacak veri merkezlerinin, su yönetimi açısından dikkatle planlanması gerektiğine işaret ediyor.

Google, üretken yapay zeka aracı Gemini'ın komutlarının enerji, emisyon ve su üzerindeki etkilerine ilişkin makalesinde, metin tabanlı bir sorgunun yaklaşık 5 damla su tükettiğini tahmin ettiklerini aktardı.

Yapay zeka aracı ChatGPT'nin sahibi OpenAI'ın üst düzey yöneticisi Sam Altman ise kaleme aldığı blog yazısında, ChatGPT sorgusunun 0,32 mililitre, yani yaklaşık bir çay kaşığının 15'te biri kadar su tükettiğini öne sürdü.

Uzmanlar, yapay zekanın su tüketiminin miktarını doğrudan ölçemese de bu miktarın öngörülenin çok ötesinde olabileceğini belirtiyor.

"Elektrik ve su tüketimi, küçük bir şehir veya kasaba büyüklüğünde"

Yapay zeka veri merkezlerinde suyun soğutma amaçlı kullanıldığını belirten Cardiff Üniversitesi Çevresel Sürdürülebilirlik Dekanı Profesör Monjur Mourshed, son zamanlarda veri merkezlerinin hızla genişlediğini ve yenilenebilir enerji tesisleri ile enerji kaynaklarının henüz güvence altına alınmadığını ifade ediyor.

Tipik, orta ölçekli bir veri merkezi, sadece soğutma için muhtemelen günde 1 milyon galon su kullanıyor ve bunu 4 ile çarpın. Yani elektrik üretmek için 4 milyon galon su kullanıyor olursunuz. Dolayısıyla elektrik ve su tüketimi, küçük bir şehir veya kasaba büyüklüğündedir.

Mourshed, elektrik üretimi için kömüre başvurulduğunu ve bunun için de genellikle buhar türbinleri kullanıldığını aktararak, "Bu da muazzam miktarda su gerektirir. Tipik, orta ölçekli bir veri merkezi, sadece soğutma için muhtemelen günde 1 milyon galon su kullanıyor ve bunu 4 ile çarpın. Yani elektrik üretmek için 4 milyon galon su kullanıyor olursunuz. Dolayısıyla elektrik ve su tüketimi, küçük bir şehir veya kasaba büyüklüğündedir." diye konuşuyor.

Bu konuda yürütülen araştırmalara da değinen Mourshed, "Bildiğiniz gibi dünyadaki tüm veri merkezlerinin yaklaşık 3'te 1'i Amerika'da bulunuyor ve tahminlere göre, 2028'in sonunda veri merkezlerinin enerji tüketimi, ABD'nin toplam enerji tüketiminin yüzde 10'unu oluşturacak. Bu, çok önemli bir rakam olabilir. Şu anda, küresel olarak bu oran hala yüzde 1,5. Bu rakam çok yüksek görünmeyebilir ancak veri merkezlerinin yerel düzeyde etkileri var." diyor.

"Veri merkezleri, istihdam açısından büyük bir yatırım değil"

Mourshed, hükümetler ile yerel yönetimlerin, veri egemenliği ve inovasyon için veri merkezlerini kendi bölgelerine çekmeyi tercih ettiğini, bunun için planlama ve başvuru süreçlerini hızlandırdıklarını belirtiyor.

Öte yandan, veri merkezlerinin inşasına ilişkin planların her zaman titizlikle incelenmediğini ve bunların ne kadar su veya elektrik tüketeceğinin bilinmediğini dile getiren Mourshed, ABD'de elektrik fiyatlarının bölgeden bölgeye değişiklik gösterdiğini ve veri merkezlerinin kurulduğu bölgelerde elektrik fiyatlarının yükselebileceğini vurguluyor.

Mourshed, veri merkezlerinin iş imkanları doğurabileceğinin düşünüldüğüne ancak durumun görünenden farklı olduğuna dikkati çekiyor.

Veri merkezleri devasa bir yatırım olabilir. Kağıt üzerinde, şehre bir milyar dolarlık bir yatırım geliyor gibi görünür ancak bu sadece 100 iş imkanı yaratabilir. Yani istihdam açısından büyük bir yatırım değil. Dolayısıyla yerel halk, yaptıkları fedakarlıkların karşılığını alamıyor. Bir başka sorun da veri merkezi işlerinin son derece uzmanlık gerektirmesi. Dolayısıyla, düşük beceri düzeyine sahip bir topluluğa veri merkezi kurarsanız, bu merkezde çalışacak kimse olmaz çünkü bu işler yüksek vasıflı profesyoneller gerektirir.

Çevresel etkiler, yerel nitelikte

California Üniversitesi, Riverside Elektrik ve Bilgisayar Mühendisliği Profesörü Shaolei Ren de asıl meselenin yapay zekanın yıllık olarak ne kadar tüketim yaptığı değil, bu taleplerin özellikle elektrik şebekesi veya su sıkıntısı yaşanan dönemlerde nerede ve ne zaman ortaya çıktığı olduğunu söylüyor.

Çevresel etkilerin büyük ölçüde yerel nitelikte olduğuna işaret eden Ren, "Büyük veri merkezlerine ev sahipliği yapan topluluklar, su, şebeke kapasitesi ve diğer altyapı kaynakları konusunda daha fazla rekabetle karşı karşıya kalabiliyor ancak yapay zekanın ekonomik faydaları başka yerlerde ortaya çıkabilir. Bu eşitsizlikler, su sıkıntısı çeken bölgelerde veya altyapı kapasitesi sınırlı olan topluluklarda özellikle belirgin olabilir." değerlendirmesini yapıyor.

Ren'e göre, bu konudaki şeffaflık artmış olsa da hala önemli eksiklikler var.

Şirketler, genellikle yıllık toplam enerji, karbon ve su verilerini bildirirken, münferit tesisler, en yüksek su talebi, coğrafi etkiler veya belirli yapay zeka hizmetlerinin çevresel ayak izi hakkında çok az bilgi veriyor. Daha standartlaştırılmış ve konuma özgü bilgilendirme, hesap verebilirliği artıracaktır.

Haber: Aybüke İnal Kamacı, Zeynep Katre Oran