Bir zamanlar fotoğraftaki gren kötü kalitenin, kasetteki parazit kötü kaydın, ekrandaki bozulma ise bir arızanın işaretiydi.

Televizyonda görüntü karıncalandığında antene vururduk. Fotoğraftaki greni, kasetteki paraziti, ekrandaki kaymayı birer arıza sayardık.
Bunlardan kurtulmak için daha iyi kameralar, daha iyi ekranlar, daha iyi teknolojiler geliştirdik. Şimdiyse aynı kusurları kendi elimizle görüntülerimize geri ekliyoruz.


Fotoğrafa gren ekliyoruz, ışığı bozuyoruz, görüntüyü bulanıklaştırıyoruz. Hatta cebimizde bugüne kadar sahip olduğumuz en iyi kameralardan biri varken, çektiğimiz fotoğrafı 2000’lerden kalma eski bir dijital kamerayla çekilmiş gibi göstermeye çalışıyoruz.
Bir zamanlar ekrandaki bozulma bir hataydı. Şimdi o hatayı bilerek üretiyoruz.
Bir hata nasıl dile dönüştü?
Bunun en dikkat çekici örneklerinden biri “glitch”. Görüntünün kırılması, renklerin kayması, piksellerin yer değiştirmesi…

Eskiden teknolojinin düzgün çalışmadığını gösteren bu bozulmalar, bugün sosyal medyada, reklamlarda, müzik kliplerinde ve dijital sanatta başlı başına bir estetik dile dönüşmüş durumda.
Üstelik bunun olabileceği yıllar önce konuşuluyordu. Glitch sanatının öncü isimlerinden Hollandalı sanatçı ve araştırmacı Rosa Menkman, 2010’da yayımladığı The Glitch Studies Manifesto‘da glitch’in kolayca taklit edilebilir hale geldikçe bir estetiğe, hatta modaya dönüşme ihtimaline dikkati çekiyordu.

Aradan 16 yıl geçti. Bugün glitch’i görmek için bir sanat galerisine gitmeye gerek yok, telefonumuzdaki bir filtrede bile karşımıza çıkabiliyor.

Ama mesele yalnızca glitch değil. 2000’lerin kompakt dijital kameraları yeniden ilgi görüyor. Film greni, sert flaş, ışık sızıntıları, yanlış kadrajlar ve hafif bulanık fotoğraflar tekrar estetik bulunuyor. Üstelik bütün bunlar kameraların teknik olarak hiç olmadığı kadar iyi olduğu bir dönemde yaşanıyor.
Belki de bu yüzden artık eski teknolojileri neden özlediğimizden ziyade kusuru neden özlediğimizi konuşuyoruz.
Glitch artık her yerde
Bu özlem verilere de yansıyor. Canva, Aralık 2025'te açıkladığı 2026 tasarım trendleri raporunun ana temasını "Imperfect by Design" yani "tasarlanmış kusur" olarak belirledi.
Pinterest ise bir adım öteye geçip trendin adını doğrudan koydu: "Glitchy Glam". Platformun 2026 öngörü raporuna göre her elde farklı renk oje aramaları yüzde 125, asimetrik saç kesimi aramaları yüzde 85, "tuhaf makyaj" aramaları yüzde 115 arttı. Glitch ekrandan çıkıp yüze, saça ve tırnağa taşındı. Artık bir bozulma efekti değil, bir kendini ifade biçimi.

Akıllı telefonların neredeyse bitirdiği kompakt fotoğraf makineleri de gençlerin ilgisiyle geri dönüyor. Japonya merkezli kamera sanayi birliği CIPA'nın verilerine göre sabit lensli makinelerin sevkiyatı 2025'in ilk yarısında 1 milyonu aşarak 2021'den bu yana en güçlü seviyeye ulaştı. Canon, kompakt makinelerinin satışlarının 2022-2025 arasında yaklaşık yedi kat arttığını açıkladı. Düşük çözünürlük, patlayan flaş ve hafif bulanıklık, yani eskiden kusur sayılan her şey, bu cihazları cazip kılan özellikler arasında yer alıyor.
"Yaşanmışlık" artık hiç olmadığı kadar değerli
Yapay zeka çağında ise bu konu daha da ilginç hale geliyor. Çünkü artık birkaç kelimeyle pürüzsüz bir yüz, kusursuz bir ışık ve neredeyse hatasız bir kompozisyon üretmek mümkün. Görüntüler kusursuzlaştıkça, küçük bir bulanıklık, patlayan bir flaş ya da kötü bir kadraj bize başka bir şey hissettirebiliyor: Bu gerçekten yaşanmış olabilir.
Instagram CEO'su Adam Mosseri de yapay zeka çağında ham ve kusurlu görüntülerin gerçekliğe dair bir işaret olarak daha fazla önem kazanabileceğini söylüyor. Fakat burada ilginç bir sorun ortaya çıkıyor: Artık kusuru da taklit edebilen yapay zeka.
Bir modele “2005 yılında kompakt dijital kamerayla çekilmiş, sert flaşlı, hafif bulanık bir fotoğraf” dediğinizde, hiç yaşanmamış bir anı eski bir aile albümünden çıkmış gibi gösterebiliyor.
Avustralya Ulusal Üniversitesi öncülüğünde yapılan ve 2023'te Psychological Science dergisinde yayımlanan bir çalışmada katılımcılara gerçek insan yüzleriyle yapay zekanın ürettiği yüzler gösterildi. Yapay zeka yüzleri üçte iki oranında gerçek sanıldı, yani gerçek yüzlerden daha sık. Araştırmacılar buna "yapay zeka hipergerçekçiliği" adını verdi.
“Yapay zeka ile üretildi”
O zaman küçük bir deney yapalım. Yan yana iki fotoğraf düşünün. Biri filtreli çekildi. Diğerini ise birkaç saniye önce yapay zeka üretti.

İkisinde de kötü ışık var, ikisi de biraz bulanık, ikisinin de kadrajı kusursuz değil. Hangisinin gerçek olduğunu anlayabilir miyiz?
Glitch’in hikayesi belki de tam bu yüzden bugün daha ilginç. Teknoloji önce görüntülerimizdeki kusurları ortadan kaldırdı. Biz o kusurları estetik olarak geri getirdik. Şimdi yapay zeka, geri getirdiğimiz kusurları da öğreniyor.
Bir zamanlar kötü görüntünün işareti olan şey bugün güzel görüntünün, hatta bazen gerçekliğin işareti olabiliyor. Peki yapay zeka kusuru da kusursuz biçimde üretebildiğinde, bir görüntünün gerçek olduğunu bize ne gösterecek?