Telefonunu kontrol ettin ama bildirim yok mu? Yalnız değilsin
Telefon cebindeyken titriyor gibi hissediyorsun. Eline alıyorsun ancak bir bildirim yok ve cebine geri koyuyorsun. Bir süre sonra aynı hissi yeniden yaşıyorsun. Telefonu yeniden eline alıyorsun fakat yine bildirim yok. Korkma, delirmiyorsun.
Bu hissin adı psikolojide "phantom vibration syndrome" olarak geçiyor. Yani "hayalet titreşim sendromu". Kişinin, titremediği halde cihazının titrediğini hissetmesiyle ortaya çıkıyor. İngilizcede phantom vibration veya phantom vibration syndrome olarak bilinen fenomen, telefon kullanımının yaygınlaşmasıyla bilimsel araştırmalara da konu oldu.
Bu deneyim yalnızca fiziksel titreşim hissiyle sınırlı değil. Bazı kişiler telefon çalmadığı halde zil sesi duyduğunu veya ekranda bildirim olmadığı halde cihazın ışığının yandığını düşündüğünü de bildiriyor. Bu deneyimlerin tamamını kapsayan phantom phone signals terimi de bilimsel literatürde kullanılıyor.
Beyin, belirsiz duyumları telefon bildirimi olarak yorumlayabiliyor
Hayalet titreşimi açıklamak için kullanılan yaklaşımlardan biri, psikolojideki sinyal tespit teorisi. Bu teori, beynin belirsiz duyusal bilgileri değerlendirirken gerçek bir sinyal olup olmadığına karar vermeye çalıştığını açıklıyor.
Örneğin, kişi telefonundan önemli bir mesaj bekliyorsa cebindeki hafif bir hareketi titreşim olarak yorumlayabiliyor. Ancak bu hareket, kıyafetin sürtünmesinden veya küçük bir kas hareketinden kaynaklanmış olabiliyor. Beyin, belirsiz duyumu telefon bildirimi beklentisiyle ilişkilendirdiğinde gerçekte olmayan bir titreşim algısı ortaya çıkabiliyor.
Psikolog Tom Stafford 2013 yılında BBC'ye yaptığı bir açıklamada, hayalet titreşimin, beynin sinyalleri algılarken yaptığı yanlış eşleştirmeler üzerinden oluştuğunu değerlendiriyor. Bir bildirimi kaçırmamak için tetikte olmanın yanlış alarm verme olasılığını artırabileceğine değinen Stafford, hayalet titreşimin her durumda aynı mekanizmayla ortaya çıkmayabileceğine de işaret ediyor. Özellikle beklediğiniz önemli bir çağrıda veya mesajda ya da ilgi alanınızla ilgili takip ettiğiniz bir sosyal medya içeriğinde hayalet bildirimlerin oluşabileceğine dikkat çekilirken, beynin ilgiye bağlı olarak kişiyi adeta bir "tik" gibi bu hisse yönlendirdiği belirtiliyor.
Araştırmalara göre pek çok insan bu hissi en az bir kez yaşıyor
Hayalet titreşim sendromu her ne kadar akıllı cihazların hayatımıza yoğun girmeye başladığı yıllarda görünüyor olsa da söz konusu fenomene ilişkin 2010 yılında yapılan bir araştırma da var. Britanya Tabipler Birliğine (BMA) ait dünyaca ünlü ve hakemli uluslararası bir genel tıp dergisi BMJ'de 2010 yılında yayımlanan araştırmada, ABD'deki bir sağlık merkezinde çalışan 176 sağlık personelinin deneyimleri incelendi. Bu hissi yaşayıp yaşamadıklarına ilişkin sorular yöneltildi. Soruyu yanıtlayan 169 kişinin 115'i, yani yüzde 68'i, telefon veya çağrı cihazı titremediği halde titreşim hissettiğini bildirdi. Katılımcıların yüzde 13'ü bu deneyimi hemen her gün yaşadığını belirtti.
Araştırmada cihazı daha uzun süre taşımak, titreşim modunu daha sık kullanmak ve cihazı göğüs cebinde taşımak gibi etkenlerle hayalet titreşim arasında ilişki bulundu. Bununla birlikte çalışma, tek bir sağlık merkezindeki personelle yürütülen bir anket araştırmasıydı. Sonuçlar, tüm telefon kullanıcılarının aynı oranda bu deneyimi yaşadığı anlamına gelmese de muhakkak bazılarının hemen her gün buna maruz kaldıklarını ortaya koyuyor.
Çocuklar ve gençler üzerinde yapılan araştırmalarda da benzer sonuçlar görüldü
Public Library of Science (PLOS) tarafından yayımlanan, hakemli ve açık erişimli çok disiplinli (multidisipliner) bir bilim dergisi olan PLOS One'da 2019 yılında yayımlanan bir araştırmada, İtalya'da 10-14 yaş aralığındaki öğrenciler incelendi.
Akıllı telefon kullanan 2 bin 859 öğrencinin yüzde 58,9'u, telefon çalmadığı veya titremediği halde bu sinyallerden birini algıladığını bildirdi.
Araştırmacılar hayalet telefon sinyalleri ile bazı duygusal ve davranışsal sorunlar arasında da ilişki buldu. Ancak çalışma, bu deneyimin söz konusu sorunlara neden olduğunu göstermiyor. Bulgular, yaş, telefon kullanım süresi ve cihazı kontrol etme sıklığı gibi etkenler dikkate alınarak değerlendirilmesi gereken ilişkiler ortaya koyuyor.
Bu bir hastalık tanısı değil, telefon alışkanlıklarını değiştirmek işe yarayabilir
Uzmanlara göre, adında “sendrom” kelimesi geçmesine rağmen hayalet titreşim hissetmek, tek başına belirli bir psikiyatrik hastalık tanısı anlamına gelmiyor. Buna bir nevi “tik” desek aslında tamamen yanlış sayılmaz.
Hayalet titreşimlere ilişkin yapılan araştırmalarda bu deneyim çoğunlukla telefon kullanımı ve algısal süreçlerle ilişkili bir fenomen olarak ele alınıyor. Uzun vadeli sonuçları henüz yeterince açıklığa kavuşmuş değil. Halihazırda tespit edilmiş ve kabul görmüş bir zararı olmasa da uzmanlar, söz konusu fenomenin nedenlerini ve uzun vadeli sonuçlarını kesin biçimde açıklamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğu görüşünde.
Telefon bildirimlerini azaltmak, cihazı sürekli aynı cepte taşımamak veya titreşim ayarlarını değiştirmek bazı kişiler için denenebilecek basit yöntemler arasında. BMJ'deki araştırmada da katılımcıların bir bölümü cihazın yerini değiştirmek veya titreşim özelliğini kapatmak gibi yöntemlerle bu deneyimi azaltabildiğini bildiriyor.
Kaynak: BBC, Forbes, BMJ, PLOS One
