Anayasa Mahkemesi (AYM), boşanılan eşe süresiz nafaka öngören düzenlemeyi neden iptal ettiğini açıkladı. Gerekçeli karar Resmi Gazete'de yayımlandı. Yasa koyucuya tanınan 9 aylık süre de bu yayımla birlikte başladı.

Karar, Antalya 12. Aile Mahkemesinin başvurusu üzerine verilmişti. Mahkemeye göre sorun nafakanın kendisi değil, sınırsız oluşu. Medeni Kanun'un 175. maddesi, yoksulluğa düşen eşe şartlar sürdükçe süre sınırı olmadan nafaka bağlanmasına izin veriyordu. Hakimin süreyi olaya göre belirleme yetkisi yoktu. Nafaka yükümlüsünün kusursuz olması da borcu ortadan kaldırmıyordu. Yükümlülük, alacaklının yeniden evlenmesi ya da evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun sona ermesi, haysiyetsiz hayat sürmesi veya taraflardan birinin ölümüyle bitiyordu.

AYM, daha önceki bir kararında süresiz nafakanın her durumda zorunlu olmadığını belirtmişti. Buna rağmen uygulamada bu düzenlemenin emredici sayılmaya devam ettiğine dikkati çekti.

Gerekçenin ana ekseni, Anayasa'nın 5. ve 17. maddelerinden doğan devletin pozitif yükümlülüğü ve iki tarafın menfaatleri arasındaki denge. Mahkeme, boşanmaya yol açan olaylarda ağır kusuru bulunmayan eşe belirli bir parasal katkı sağlanmasını makul buldu. Ancak bu katkının hiçbir ölçüt aranmadan ömür boyu sürmesi, kusuru aranmayan nafaka yükümlüsüne ağır yük getirdiği gerekçesine yer verilen kararda, bu durumun yükümlünün ruhsal, ekonomik ve sosyal bütünlüğünü olumsuz etkilediği ve makul dengeyi bozduğu belirtildi.

Mahkemeye göre çözüm iki adımdan geçiyor:

  • Hakime nafakanın süresini belirleme yetkisi tanınmalı. Evliliğin süresi, alacaklı eşin yaşı, eğitim ve sağlık durumu, ihtiyaçlarını kendi imkanlarıyla karşılayabilme kapasitesi gibi unsurlar dikkate alınmalı.
  • Nafakanın süresiz hükmedilmesini gerektiren hallerin ölçütleri de kanunda açık ve net yazılmalı.