Marketten aldığımız bir süt paketi, evimizde kullandığımız çamaşır makinesi... Bu ürünlerin güvenliğinden emin olmak için çeşitli kurallar uygulanıyor. Peki, hayatımızın giderek daha fazla alanına giren yapay zeka aynı ölçüde denetleniyor mu?
Microsoft Başkanı Brad Smith'e göre yanıt hayır.
BBC'ye konuşan Smith, bugün bir süt paketinin bile yapay zekadan daha fazla güvenlik kuralına ve incelemeye tabi tutulduğunu söylüyor.
Üstelik söz konusu teknoloji yalnızca sorularımızı yanıtlamakla sınırlı değil. Smith'in ifadesiyle yapay zeka, hem bir "araç" hem de bir "silah" olabilecek güce sahip.
Tam da bu nedenle Smith, yapay zeka için bir "acil durum freni" geliştirilmesi gerektiğini savunuyor.
Fakat artık mesele yalnızca teknolojiyi durdurabilmek değil. Bir yapay zeka sistemi kontrolden çıktığında ne yaşandığı, kimlerin etkilendiği ve sorumluluğun kime ait olduğu da önem taşıyor.
Smith, teknoloji şirketlerinin yaşanan sorunları raporlamasının ve zarar gören kişileri bilgilendirmesinin yasal zorunluluk haline getirilmesini istiyor. Ancak bu sorumlulukların yasal bir zorunluluğa dönüşmesi, ülkelerin yapay zekaya yönelik nasıl bir düzenleme yapacağına bağlı. Smith, ABD Başkanı Donald Trump'ın Avrupa Birliği'nin (AB) düzenlemeleri yerine İngiltere'nin yaklaşımını tercih edeceğini düşünüyor.
Trump, 30 Eylül'de "yapay zeka" yerine "süper zeka" teriminin kullanılmasını öngören başkanlık kararnamesini imzalamıştı. Alphabet, Anthropic, Meta, OpenAI, xAI ve Nvidia yöneticileri de sorumlu teknoloji geliştirmeye yönelik taahhütlerde bulunmuştu.
Smith'in süt paketi üzerinden yaptığı karşılaştırma ise önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Her geçen gün daha fazla güvendiğimiz yapay zekanın güvenliğini kim, hangi kurallarla denetleyecek?
