Ağızdan nefes almak çoğu ailede “geçer” denilen bir alışkanlık olarak görülüyor. Biruni Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gamze Aren’e göre ise büyüme çağındaki çocuklarda süreklilik kazandığında diş eti sorunlarından diş dizilimi ve çene yapısındaki değişimlere kadar uzanan sonuçlar doğurabiliyor.
Sürekli açık kalan ağız, tükürüğün koruyucu işini zorlaştırıyor. Tükürük dişleri temizleyen ve ağız dokularını koruyan bir mekanizma. Kuruyan ağızda bakteri plağı birikebiliyor, diş etleri hassaslaşabiliyor. Aren, diş eti kızarıklığı, fırçalarken kanama ve ağız kuruluğunun göz ardı edilmemesi gerektiğini söylüyor.
Çocukluk, çene kemikleri ile dişlerin şekillendiği kritik bir dönem. Burundan nefes alırken dil, dudak ve yanaklar doğal konumlarında duruyor ve kas dengesi korunuyor. Ağızdan solunumda dilin dinlenme pozisyonu ve dudakların kapanışı değişebiliyor. Bazı çocuklarda bu, üst çenede daralma, dişlerde çapraşıklık ve kapanış bozukluğuyla birlikte görülebiliyor. Aren, her ağızdan nefes alan çocukta çene bozukluğu gelişmeyeceğinin de altını çiziyor.
Burun tıkanıklığı, alerjik rinit, geniz eti büyümesi ve bademcik sorunları sürekli ağız solunumunun arkasında olabiliyor. Gece belirtileri en önemli ipucu: Ağzı açık uyku, horlama, huzursuz uyku ve sabah ağız kuruluğu. Uykuda nefesin duraklaması ise mutlaka tıbbi değerlendirme gerektiriyor. Bu durumda çocuk diş hekimi ile kulak burun boğaz uzmanının birlikte bakması faydalı olabiliyor.
Aren, konunun kalıcı dişler çıktıktan sonraya bırakılmaması gerektiğini vurguluyor. Süt dişi dönemindeki muayeneler de diş ve çene gelişiminin takibi açısından önem taşıyor. Ailelere önerisi, çocuğun dişlerinin yanı sıra nasıl nefes aldığını da izlemeleri.
Uzman değerlendirmesi için işaretler ağzın sürekli açık durması, uykuda horlama, dudakların rahat kapanmaması, dişlerde kapanış bozukluğu.
